Kaldırımlar Şehrin, Esnaf Gönüllerin Sahibi Olmalı: Samsun’da Ticaretin ve Yayanın İmtihanı
Bayram Uzunoğlu – Karadeniz Doğal Hayatı Koruma Derneği Basın Açıklaması
Samsun, Millî Mücadele’nin ilk kıvılcımını yakan o tarihî ruhu sadece müzelerinde değil, caddelerinde, sokaklarında ve en çok da Saathane Meydanı’nın o kadim esnaf dokusunda yaşatır. Sabahın ilk ışıklarıyla dualarla açılan kepenkler, “Komşum siftah yapmadı.” inceliği ve usta-çırak ilişkisiyle nesilden nesile aktarılan zanaat, bu şehrin en değerli sosyal sermayesidir. Esnaf lokantalarından tüten tencere yemekleri, fırınlardan yayılan susamlı Samsun simidi kokusu ve çay ocaklarında yapılan koyu sohbetler; ticareti sadece bir alışveriş olmaktan çıkarıp bir dayanışma kültürüne dönüştürür.
Peki, bu kadar köklü, bu kadar nezaket ve güven üzerine kurulu bir gelenek, bugün şehrin sokaklarında neden bir çatışmanın nesnesi hâline geliyor?
Gelin, madalyonun diğer yüzüne, yani günlük hayatın acı gerçeğine bakalım. Şehrin merkezinde yürümek, özellikle Saathane ve çevresindeki tarihî akslarda adeta bir engelli parkurunu aşmaya döndü. Dükkânların önüne taşan tezgâhlar, sergilenen ürünler, sandalyeler ve türlü çeşit eşyalar... Öyle ki esnafın “Müşterinin dikkatini çekme” çabası, yayanın en temel hakkı olan kaldırımda yürüyebilme özgürlüğünü gasp eder hâle geldi. Bebek arabasıyla yürümeye çalışan bir anne, el ele tutuşan iki yaşlı insan veya sadece işine yetişmeye çalışan bir öğrenci, kendini araç yolunun tehlikeli akışı içinde buluyor.
İşte tam burada hayati bir çelişkiyle yüzleşiyoruz: Ahilik kültüründen gelen, komşusunu gözeten, kul hakkını ve nezaketi esas alan bir esnaf geleneği, nasıl olur da kamusal alanı, yani kaldırımı işgal ederek halkın yürümesini zorlaştırabilir?
Cevap aslında çok net: Gerçek esnaflık, şehrine ve insanına yük olmak değil, o şehri güzelleştirmektir.
Kaldırımlar esnafın malını sergileme alanı değil, bu şehrin onurlu insanlarının ortak yürüyüş yoludur. Ticari kaygılar ya da vitrin genişletme arzusu, hiçbir zaman kamusal hakkın önüne geçmemelidir. Şehir idarecilerine bu noktada büyük bir görev düşüyor: Kurallar kararlılıkla uygulanmalı, kaldırımlardan insan geçişini engelleyen tüm fazlalıklar ve eşyalar derhâl kaldırılmalıdır.
Ancak bu, sadece zabıta zoruyla çözülecek bir idari mesele de değildir. Asıl olan, Samsun esnafının o asil köklerine dönerek “Benim ticaretim başkasının özgürlük alanına müdahale ettiği an değerini kaybeder.” bilincini yeniden kuşanmasıdır.
Samsun; tarihiyle, simidiyle, pidesiyle ve en önemlisi “adamlığı” ile bilinen esnafıyla güzeldir. Gelin, bu güzel şehre ve onun kadim kültürüne en çok yakışanı yapalım. Esnaf dükkânının içinde büyüsün, zanaatiyle ve güler yüzüyle var olsun; kaldırımlar ise yayaların, çocukların ve bu şehrin nefes alan halkının olsun. Çünkü ticaret ancak adaletle ve ortak yaşama saygıyla güzeldir.
Bayram UZUNOĞLU